Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün Avrupa’nın Türkiye’ye duyduğu ihtiyaç, Türkiye’nin Avrupa’ya olan ihtiyacından daha fazladır. Yarın bu ihtiyaç daha da artacaktır” açıklamasını yaptı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki Kabine Toplantısı’nın ardından millete seslendi.
Ekonomiden turizme, dış politikadan tarıma oldukça geniş bir yelpazede pek çok konuyu görüştükleri bir kabine toplantısını tamamladıklarını belirten Erdoğan, alınan kararların ülke ve millet için hayırlı olmasını diledi.
Fırtınadan etkilenen Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman başta olmak üzere çeşitli illerdeki vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Erdoğan, “Aşırı yağışların ve fırtınanın da etkisiyle meydana gelen kazalarda hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyor, yaralı vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyorum. Tarım ve İçişleri Bakanlarımız sahadaki birimlerimizle durumu yakından takip etmekte, hasar tespit çalışmalarını titizlikle yürütmektedirler.” diye konuştu.
Erdoğan, dünyanın ve bölgenin çatışmaların, siyasi ve ekonomik çalkantıların, sosyal gerilimlerin girdabında sağa sola savrulduğu bir dönemde, Türkiye’nin rotasından ayrılmadan emin adımlarla hedeflerine doğru ilerlediğini vurguladı.
Yaşanan her hadisenin, Türkiye’nin dayanıklılığını ortaya koyduğuna işaret eden Erdoğan, şunları söyledi:
“Bölgemizdeki her kriz, Türkiye’nin son 23 yılda kat ettiği büyük mesafeyi ispat ederken, ülkemizin istikrar adası konumunu daha da perçinliyor. Türkiye, ezberlerin bozulduğu, belirsizliğin arttığı, insanlığın yol ve yön arayışının hızlandığı günümüzde, bölgesinin en güçlü, en istikrarlı ülkesi olarak göz doldurmakta, adından söz ettirmektedir. Şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim ki bugün artık her alanda kendi ayakları üstünde durabilen, hatta bunun da ötesine geçerek dostlarına ve kardeşlerine en zor zamanlarında destek veren bir Türkiye vardır. Karşılaştığımız onca engele rağmen 23 yıldır sabırla uyguladığımız stratejilerin semerelerini topladığımız bir dönemdeyiz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sağladığı avantajlar sayesinde Avrupa başta olmak üzere tüm dünyayı kara kara düşündüren savaşın yıkıcı etkilerini birçok alanda en düşük seviyede tutmayı başarabiliyoruz.”
“2026’ya çok güçlü bir giriş yaptık”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta bir başka sevindirici haberi turizm cephesinden aldıklarını dile getirdi.
Turizmde 2025’in, 64 milyon ziyaretçi ve 65,2 milyar dolar turizm geliri ile kapandığını anımsatan Erdoğan, şunları söyledi:
“Sektörü olumsuz etkileyen çeşitli zorluklara rağmen hamdolsun 2026’ya çok güçlü bir giriş yaptık. Turizm gelirimiz yılın ilk çeyreğinde geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 4,2 artarak 9 milyar 896 milyon dolara yükseldi. Yine bu dönemde turist sayımız yüzde 4,2 oranında artışla 9 milyon 219 bine ulaştı. İlk çeyrekte yabancı ziyaretçilerin kişi başı gecelik ortalama harcaması ise 116 dolardan 119 dolara çıktı. Ekonomimize ve sektörümüze hayırlı, uğurlu olsun.”
Türkiye’nin çok sayıda irili ufaklı organizasyona ev sahipliği yapacağını, dünyanın dört bir yanından üst düzey misafirin ağırlanacağını ifade eden Erdoğan, uluslararası etkinliklerin de Türk turizminin yıldızının parlamasına katkı sunacağına inandığını, sadece ihracat ve turizmde değil, istihdam tarafında da istatistiklerin ümit verici olduğunu söyledi.
Erdoğan, işsizlik oranının bir önceki aya göre 0,3 puan azalarak yüzde 8,1’e gerilediğini hatırlatarak, istihdam sayısının aynı dönemde 226 bin kişi artarak 32 milyon 425 bin kişiye, istihdam oranının ise 0,3 puan artarak yüzde 48,5’e yükseldiğini ifade etti.
İş gücü sayısının mart ayında bir önceki aya göre 129 bin kişi artarak 35 milyon 298 bin kişiye ulaştığını, iş gücüne katılma oranının ise 0,1 puan artışla yüzde 52,8’e çıktığını ifade eden Erdoğan, böylece işsizlik oranının tek haneli seyrini 35’inci ayında da koruduğuna işaret etti.
Erdoğan, bununla birlikte atıl iş gücü oranındaki yükselişi de dikkatle takip ettiklerini dile getirerek, ihracat, istihdam ve turizmdeki bu olumlu tabloya rağmen, savaşın etkilerinin en fazla hissedildiği alanların başında enflasyonun geldiğini vurguladı.
Bugün nisan ayı enflasyon oranının yüzde 4,18 olarak açıklandığını hatırlatan Erdoğan, halen çok yüksek seyreden akaryakıt fiyatlarının dünyada olduğu gibi Türkiye’de de enflasyon üzerinde ağır baskı oluşturduğunu söyledi.
Erdoğan, “Enflasyonla mücadelede küresel atmosfer itibarıyla rüzgara karşı yürüyor olsak da irademizde en küçük bir gerileme yoktur. Karamsarlığa kapılmadan, felaket tellallarına kulak asmadan biz, doğru bildiğimiz yolda, sağlam adımlarla ilerlemekte kararlıyız.” dedi.
“Türkiye, siyasi saiklerle müzakere masasının dışına itildi”
Son dönemde Türkiye’nin Avrupa’daki konumuna dair yine Avrupalı aktörlerin tetiklediği bazı yıpratıcı tartışmalara şahit olduklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bu tartışmaları vesile kılarak ülkemizin Avrupa Birliği yolculuğuyla ilgili bazı temel gerçekleri hatırlatmakta fayda görüyorum. Türkiye o zamanki adı Avrupa Ekonomik Topluluğu olan Avrupa Birliği’ne ortaklık başvurusunu kuruluşundan 19 ay sonra 31 Temmuz 1959’da yaptı. 1963’te de Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin hukuki zeminini oluşturan Ankara Anlaşması imzalandı. Nihai amacı Türkiye’nin topluluğa tam üyeliği olan ortaklık anlaşması, birbirinin devamı niteliğindeki hazırlık dönemi, geçiş dönemi ve nihai dönem olmak üzere üç ayrı devreyi kapsıyordu. Ankara Anlaşması’nın 1 Aralık 1964’te yürürlüğe girmesiyle ilk devre, yani hazırlık dönemi başlamış oldu.”
Erdoğan, 13 Kasım 1970’te Katma Protokolü imzalandığını ve bu belgenin 3 yıl sonra uygulamaya konmasıyla geçiş dönemine ilk adımın atıldığını hatırlattı.
Takip eden süreçte Kıbrıs davasından kaynaklanan anlaşmazlıkların, Avrupa Birliği yolculuğunda Türkiye’nin önünün kesilmesine sebep olduğunu dile getiren Erdoğan, “Şurası oldukça dikkat çekicidir. Bakınız, o dönemde komşumuz Yunanistan, 1975’te üyelik başvurusunda bulunduğu Avrupa Birliği’ne çok kısa bir süre içinde 1981’de kabul edildi. Türkiye ise tamamen siyasi saiklerle müzakere masasının dışına itildi. Demokrasimizin çok ağır yara aldığı 12 Eylül darbesiyle Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz resmen askıya alındı. Sonraki yıllarda sivil iktidarın yeniden tesisi ve merhum Turgut Özal’ın inisiyatifiyle Birlikle olan münasebetlerimiz tekrar ivme kazandı.” diye konuştu.
“Müzakere sürecinde sorumlulukları yerine getirdik”
Erdoğan, 14 Nisan 1987’de Birliğe tam üyelik başvurusunun yapıldığını ve merhum Özal’ın ifadesiyle “uzun ince bir yola” çıkıldığını anımsatarak, başvuruyu değerlendiren komisyonun, 2,5 yıl sonra verdiği cevapta, “Türkiye’nin topluluğa katılmaya ehil olmakla birlikte, topluluğun kendi iç bütünleşmesini sağlamadan yeni üye kabul etmeyeceğini” ifade ettiğini aktardı.
Türkiye ile Avrupa Birliği arasında 1 Ocak 1996’da yürürlüğe giren Gümrük Birliği ile geçiş döneminin tamamlandığını ve nihai döneme geçildiğini anlatan Erdoğan, karşılaşılan sıkıntıların kısa süre sonra tekrar nüksetmeye başladığını söyledi.
-AA




